Bugün Silivri’de gerçekleşecek olan casusluk davası, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, gazeteci Merdan Yanardağ ve diğer sanıklar Hüseyin Gün ve Necati Özkan’ı merkezine alıyor. Dava, 2019 yılında tekrarlanan İstanbul seçimleriyle ilgili yürütülen bir soruşturmadan kaynaklanıyor ve sanıklar, ‘casusluk faaliyetleri’ iddiasıyla yargılanıyor.
Sanıklar, ilk kez mahkeme karşısında yer alacak. İddianameye göre, Hüseyin Gün ve Necati Özkan, İmamoğlu’nun kazandığı ancak Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından iptal edilen 31 Mart seçimleri sonrası İmamoğlu’nun seçim kampanyasını desteklemek amacıyla iletişim kurmuşlar. Ancak, ‘casusluk’ gibi ciddi bir suçlamanın yapılabilmesi için devlete ait gizli bilgilerin yabancı ülkelere sızdırılması gerektiği belirtiliyor. İddianamede bu türden bir casusluk faaliyetine dair bir delil bulunmadığı ifade ediliyor; aksine, doküman İmamoğlu’nun seçim kampanyasını analiz eden faaliyetler üzerine odaklanıyor.
Hüseyin Gün’ün kurduğu PİIQ ajansı, İmamoğlu’nun kampanyasının toplumsal karşılıklarını analiz ediyor ve bu verileri Necati Özkan’a raporluyor. Burada yer alan bilgiler, sosyal medyada İmamoğlu hakkında gelen tepkilerin derlenmesini içeriyor, yani iddianamede bahsi geçen ‘casusluk’ tanımından çok uzakta bir durum söz konusu.
İddianamede, Hüseyin Gün ve Necati Özkan arasında geçen bir konuşma da dikkat çekiyor. Bu konuşmada, İmamoğlu’nun seçim kampanyası boyunca ‘agresif’ tavırlar sergilediği ve sakin kalması gerektiği dile getiriliyor. Ayrıca, Hüseyin Gün’ün İmamoğlu’na dijital saldırılara karşı daha aktif olması gerektiği yönündeki tavsiyeleri de ‘casusluk’ olarak değerlendirildi.
İddianamede, İsmail Küçükkaya’nın moderatörlüğünde gerçekleştirilen İmamoğlu ve Binali Yıldırım arasındaki canlı yayına dair bazı detaylar da yer alıyor. Gün’ün, İmamoğlu’na Küçükkaya konusunda dikkatli olması gerektiğini hatırlattığı görülüyor.
Son olarak, Merdan Yanardağ’ın bir televizyon programında Kemal Kılıçdaroğlu’na yönelttiği sorular da ‘casusluk faaliyeti’ olarak nitelendiriliyor. İddianamede, Yanardağ’ın seçim dönemindeki yalan ve iftira dolu kampanyalar hakkında sarf ettiği sözler de suç unsuru olarak değerlendiriliyor.
Davanın nasıl ilerleyeceği ve sanıkların mahkemedeki savunmalarının ne olacağı merakla bekleniyor.